HIRS ZEHİRDİR ÖLDÜRÜR
Pazar, Temmuz 10, 2016
Yavaş
yavaş akşam oluyordu, güneş ışığını toplamış, gökyüzü günün yorgunluğuna
bürünmüştü. Saatine baktı, gözlerini iyice açıp yine baktı, çok geç olmuştu.
İçindeki sıkıntıdan uzaklaşmak için yürümeye başlamıştı ancak o kadar zamandır
yürüyordu ki gün bitmek üzereydi. Soluklandı, kaldırıma oturup iç çekti. Biraz
dinlenip durağa yürürse, karanlığa gömülmeden ortalık eve dönebilirdi.
Zaman
çok hızlı akıyordu, bir işe koyulunca, bir uğraş bulunca, tutkuyla birine
bağlanınca, zaman kıskançtı, onu gözden düşürünce bereketini saklıyordu.
Ömrüne
baktı, yaşadıklarına, gayret edip yaptıklarına, didinip yapmak istediklerine,
boğuşup olmasın diye yorulduklarına. Çok da etkisi yoktu hayatında, yanlışta
ısrar ettiği zamanlar hariç. Sanki o zaman işler tıkırında gidip su gibi
akmıştı. Muhasebe bitecek gibi değildi.
Gönül
memnun olmayınca yaşadıklarından, gözlerinden çisil çisil yağmur boşalırdı hep.
Yine öyle olmuştu, gözleri kızarmış, burnu sulanmış, dudakları kurumuştu. Bir
gayret ayağa kalktı, üzerini silkeledi, gülümsedi. Karanlık çökmüş, kimsecikler
kalmamıştı. Elleri ile üzerindeki tozları temizlediği gibi kararlarıyla da
hayatındaki çirkinlikleri temizleyecekti. Başını kaldırıp göğe baktı, yıldızlar
göz kırpıyorlardı, el salladı, evet bende kendime inanıyorum dedi.
Herkes
affeder bir yolunu bulduğumuzda. Kendimizi affetmek önemli.
Bir
işe başlarken, beyin karar almadan önce yüreğe sorar, sen ne diyorsun diye
yürek heyecan yapmış, coşkuyla hazırlanmışsa, beyin bütün gücünü olura bağlar
gözünü kapatır engellere. İşin içine gönül karışır, sevinç, huzur, bağlılık
eklenir listeye. Öyle ki yapılmasa olmayacak hale gelir, az önceki basit ve
tereddütlü konu.
Şeytan,
bir insana büyük günah işletmeden önce, ona mutlaka kutsal görüntüsü verir,
yapmasının ahiret kazancı olacağına inandırır. Ne acı ironi. Korkunuz günah ve
o bunu size sevap gösteriyor. Hürmetle eğiliyorum şeytanın önünde.
Yaratıldığında beğenmeyip önünde eğilmediği insanın, varoluş kodlarını ezbere
biliyor pes vallahi.
Sonra
mı, Allahu Ekber deyip başlıyoruz savaşa. Aklımızda bütün klişe sözler. Afiş
afiş hadi naraları. Bir an bile düşünmüyoruz artık, acaba yapmasam mı, bu
cidden doğru mu, Allah ne verdiyse asılıyoruz. Savaşta her yol mubah,
desturumuz da var, her yoğun istek de savaş sebebi ve ulaşmak savaş, durdurana
aşk olsun. Freni patlamış kamyon gibi hangi duvara yapışacaksak oraya
savuruyoruz kendimizi. Bütün
hırs yapmışlar gibi.
Olması gereken bu mu. Sağduyulu davranınca kazanamıyor mu
insan. Neden ille sonuca götürecek enerji, negatif dürtüyle besleniyor.
Karmaşık ruh yapısı, kendine zehir, çevresine asit oluyor hırsa kapılınca.
Boyutları farklı olsa da sonuç hep aynı. Keşke fark edebilseydim. Keşke biri
beni uyarsaydı.
Sonunda
bile olsa anlayıp zarardan dönmek büyük erdem. Ne yaptım tüh dediğimiz an,
silkinip kalkıyoruz yeniden, yeter ki gözümüz hırstan kapandığında tamamen kör
olmamış olsun.
Bir
basit kalp kırmayı planlayıp yapan, bir anlık öfke ile evliliğini bitiren. Bir
sıcak bakışın peşinden namusunu silen. Nefsinin bir anlık arzusu için tazecik
cana dokunup alan. Aklındakine ulaşmak için, harama göz dikip, çalarak elini
kirleten. Sırf eğlenmek için dersleri ihmal edip hayatını ziyan eden. Sonra
yaparım deyip, arınma muslukları ibadetleri es geçen. Uyanıklık sanıp eşini
dostunu ufak ufak kandıran. Daha neler neler. Nefis iç çeker, beden peşinden
gider. Mevla gözlerimizi hırsla kör etmesin.
Yanlıştan
önceki son çıkışta ilahi uyarılar var. Gönül bir terler, bir sıkılır. Ooo
heyecanlandım, çok güzel diye okur nefis. İşler karışır, zorlaşır, düğümlenir,
akıl acaba yapmasam mı diyecek olur, nefis hemen atlar, hayırlı işlerde
engeller çok olur, demek ki çok hayırlı. Ne zaman duraklasak iter bizi
arkamızdan, hadi zaman kaybetme acele et diye. O yüzden sabit değerler var.
Öyleyse şöyle yapalım dememek için. Ne zaman insan o sabit olanlardan kayar,
onlara yeni adlar, manalar koyar sonu pişmanlığa giden yolculuk başlar.
Tövbe
kapıları kıyamete kadar açık. Pişmanlık duyduğumuz an başlar, geriye- temize
dönüş. Zorla, silahla, isyanla, gürültüyle olmaz. İçinden en doğruyu biliyorum,
gururla yapıyorum diyene fayda veremezsiniz. Kişi kendisi bilecek yanlış
yaptığını. Hissedecek, görecek, içi yanacak, utanacak. Elini temizlemek için su
arayan kişi gibi koşuşturuyor olacak.
Bayrak
açıp giderken Hitler'e hatasını söyleyenler olmadı mı. Zamanının tüm bilgeleri,
azizleri uyarmadı, yazmadı mı. Şimdi seyredip yorum yaptığımız, kıyıya vuran
masum bebe için şiirler yazdığımız gibi o zaman insanı da belirtmedi mi.
Elbette yüreği olanlar her zaman ses çıkardılar. Çıkarırlar da ama gözünü hırs
bürümüşü kul durduramazsa ALLAH durdurur.
Zulümle abat olunmaz. Ah alan iflah
olmaz. Hak yiyen, kan kusar eninde sonunda.
Şöyle bir arkaya
yaslanıp, elleri açmalı, varsa içimizde bizi değiştiren bozan hırs ve
heveslerimiz, onlardan temizlesin diye Allah' a yalvarmalı. Sonra da heves ve
hırsları ile koca bir ülkeyi, aziz bir milleti ufalamaya kalkışan, kıran-
döken, karıştıranları, Kahhar ismi ile piri pak olana kadar parlatıp
temizlemesini dilemeli.
Bu günler geçer, herkes kendi konumundan hesap verir. Yapan yaptığından, susan sustuğundan, duran durduğundan sorulacak. Görmedim, duymadım, bilmiyorum kurtarmaz bizi o tarafta. Elimizden gelenin gayretinde olalım...
0 yorum